Resimli sözler

Nalıncı Baba Padişahın İşi Ne Hikayesi

bk Gerçek Hikayeler 22.Şub.2020 0 görüntülenme 0 yorum

20

Nalıncı Baba Padişahın İşi Ne Hikayesi

Bir sabah erkenden kalkarak bahçede düşünceli bir şekilde dolaşan Sultan Murad’ın o hali, onu gören veziriazam Siyaşuh Paşanın dikkatini çeker ve hemen sultanın yanına giderek,

 

-Efendim, düşünceli bir haliniz var canınızı sıkan bir şeyler mi oldu?

 

Sultan Murad,

 

-Gece acayip bir rüya gördüm o hiç aklımdan çıkmıyor.

 

Onu bu kadar düşünceye sevk eden rüyayı merak eden Veziri Azam,

 

-Hayırdır İnşallah efendim ne rüyası gördünüz? Özel değilse paylaşabilir misiniz?

 

Sultan Murad,

 

-Hayır mı şer mi öğrenmemiz lazım paşa, hemen bize derviş kıyafetleri ayarla dışarı çıkıyoruz.

 

Kıyafetleri değiştirerek beraber dışarı çıkarlar, hala gördüğü rüyanın etkisinden kurtulamayan Sultan, rüyasında gördüğü yollardan bir bir geçmekteydi, unkapanı mevkiine ulaştıklarında meydanda toplanmış kalabalık bir gurup insan görürler.

 

Hemen o kalabalığa doğru gitmişler, yerde yatan bir adam vardı, o adam padişahın rüyasında gördüğü kişiydi.

 

Sultan 3. Murad orada buluna ahaliye,

 

-Bu adam da, kimdir tanıyanınız var mı?

 

 Ahaliden biri,

 

-Dünya etme bulma dünyası, bu adam ayaşın biri işte!

 

Sultan tekrar sorar,

 

-Eminmisiniz öyle biri olduğuna?

 

Orda bulunanlardan başka biri,

 

-Eeee hoca bunu bu çevredeki herkes iyi tanır, bu muhitte oturuyor.

 

Bu sefer başka biri söze başlar.

 

-Aslına bakarsanız işini çok iyi yapan, işin ehli bir ustadır. Şu azaplar çarşısı’nda çalışır, kazandığı bütün parayı içkiye ve kadına verir.

 

Bu sefer ahalinin içinde bulunan yaşlı bir adam kızgın bir şekilde,

 

-Derviş kardeş hele bir sorun şu ahaliye onu bir gün cemaatle namaz kılarken gören olmuş mu? Derken çok geçmeden herkes oradan ayrılır.

 

Yalnızca sultan ve veziriazam kalmıştır orada.

 

Vezir,

 

-Efendim görünen o ki bu adam pek temiz bir adam değilmiş, bizde gidelim mi?

 

Sultan,

 

-Eeee halk çekip gidebilir şu yerde yatan kim olursa olsun, o bizim tebaamızdan biridir, biz gidemeyiz paşa,

 

Vezir,

 

-Efendim saraydan birkaç hoca ve asker yollarız yıkayıp defnederler.

 

Sultan Murad,

 

-Hayır, paşa bu dediğin olmaz, o rüyayı boşuna görmedik, vardır bunda Allahın bir muradı, onu biz yıkayıp, defnedeceğiz, sen vefat etseydin nerede yıkanıp namazının kılınmasını isterdin?

 

Vezir,

 

Süleymaniye,  Ayasofya veya Fâtih Câmii’nden efendim.

 

Sultan,

 

-En iyisi Fatih Camii, Ayasofya ve Süleymâniye’de bir sürü devlet adamı vardır, hemen bizi tanırlar, hadi paşa nalcıyı arabaya yükleyelim.

 

Kısa bir zaman sonra camiye varırlar kefen ve tabut bulup, su kazanlarını ateşe koyarlar.  Nalıncı Baba’yı usulüne uygun bir şekilde yıkarlarken öyle bir güzel görüntüsü vardı ki, padişah ve vezir ondan epey etkilenmişlerdi. Nalıncı babayı kefenleyip tabuta yerleştirdikten sonra musalla taşına yatırıp, namaz saatini beklemeye başlarlar.

 

Vezir,

 

-Hünkârım, bu adamın kimsesi olup, olmadığını soruşturmadan buraya getirdik, eşi ve çocukları yok mudur  acep?

 

Sultan 3 Murad.

 

-Haklısın paşa, sen Nalıncı Baba’nın başında bekle, ben mahalleye gidip onu bir soruşturayım varsa eşi ve çocukları alıp geleyim.

 

Nalıncı Baba’nın yaşadığı yere giderek onun evini öğrenir kapısını çalar, kapıyı  açan yaşlı bir kadına eşiyle ilgili konuşmak istediğini söyleyen adamı yani padişahı içeri buyur eder.

 

Padişah durumu olduğu gibi anlatınca, yaşlı kadının gözlerinde yaşlar akmaya başlar.

 

-Evladım hakkınızı helal edin sizi çok yormuş,  biliyor musun evladım? Diye dertli dertli başlar söze,

 

-Bizim bey çok iyi bir adamdı akşama kadar dükkanda nalın yapar ama birinin elinde içki ve şarap şişesi gördüğü anda elinde ne varsa ona vererek, o şarabı  satın alır eve getirip, helaya dökerdi.

 

Padişah şaşırmıştı niye diye sordu?

 

-Ümmeti Muhammed’e, o içkiyi hiç yakıştırmıyordu içmesinler diye.

 

-Peki, başka neler yapardı?

 

-Duymuşsunuzdur belki malum kadınların gecelik ücretlerini ödeyip, eve getirir.  Onlara ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Öyleyse şimdi burada güzelce dinlenin der ve hemen çekip giderdi. Ben ise onlara tövbe edip, bu işi bırakmaları için nasihatler verirdim.

 

Padişah dahada şaşırmıştı yaşlı teyzeye,

 

-Bak sen! Millet nalıncı babayı tam aksine şarapçı ve kadın düşkünü biri olarak biliyor

 

Yaşlı Kadın,

 

-O hep uzak mescitlere giderdi. Öyle imamın arkasında durulmalı ki namazda huzur namazını görmeli. Hatta bir gün;  beyime sen böyle yapıyorsun, komşular seni kötü biri olarak belleyecek bu şekilde devam edersen öldüğün vakit cenazen yerde kalacak kimse seni kaldırmayacak dedim! O da,

 

-Kimseye zahmet vermek istemem diyerek, mezarını bahçeye kazdı. Ben tekrar ona sordum, dedim ki iş mezar kazmak ile bitiyor mu? Seni kim yıkayıp, kefenleyecek, namazını kim kıldıracak?

 

Padişah peki o ne dedi?

 

-Gülmeye başlayarak “Allah her şeye kadirdir hatun, hem Padişahın işi ne o beni yıkayıp defneder?

 

Asıl adı Muhammed Mimi Efendi olan Nalıncı Baba 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah yaparak onu unkapanındaki evine defnedip kabri üzerine bir kubbe yaptırdı.

 

Yorumlar
Bu yazıya yorum yapan ilk kişi sen ol.

2 Yorum

248 Hikayeler

3 Üye

6 Ziyaretçi