Resimli sözler

İnsanları Dış Görünüşüne Göre Yargılama

bk Gerçek Hikayeler 22.Şub.2020 1 görüntülenme 0 yorum

5

İnsanları Dış Görünüşüne Göre Yargılama

Uzun bir zaman önce köyden şehre göç etmiş olan yaşanmış gerçek bir hikâye ile karşı karşıyayız. Bu hikayede kendini farklı gören ve geçmişini unutan genç ve güzel bir kızın yaşadıkları ders niteliğindeki kısa bir olayı paylaşıyoruz.

 

Tek gayesi kızını güzel ve ahlaklı bir şekilde yetiştirmek isteyen anne ile Selma adındaki genç ve güzel kızı beraber mutlu ve mesut bir hayat sürerlermiş, üniversite eğitimini neredeyse dereceyle bitirmişti, yaşamın tadını gezerek ve hep zengin çevreyle takılarak çıkarmaya çalışırdı.

 

Günlerden bir gün zengin arkadaşlarıyla bir yerlere gitmek için planlar kurarken genç kızı arayan annesi,

 

–Merhaba kızım, nasılsın İş yerindemisin? Diye sorunca kız,

 

Selma,

 

– İyiyim anne evet iş yerindeyim, bir şey mi oldu?

 

Anne,

 

– Bugün çok mutluyum benim çok eski bir dostum buraya gelmiş?

 

Selma,

 

–Eee eski dostun kimmiş anne?

 

Annesi,

 

–Kim olduğu sürpriz ama onu senin almanı istiyorum.

 

Selma,

 

–Ben mi hayır anne benim işim var hemde arkadaşlarla bir plan yaptık beraber bir yerlere gideceğiz,  ben alamam ki?

 

Annesi

 

–Evet, ama benim şuan onu alma imkanım yok,  o yüzden bunu senden istiyorum hemde bekleyeceği yer senin iş yerinin iki sokak ötesindeki dinlenme parkı, orada seni beklemesini söyledim.

 

Selma,

 

–Off Anne, biliyorsun bu tür şeyleri pek sevmiyorum, kendin halletseydin ya?

 

Annesi,

 

–Kızım çok acil olan 1-2 saatlik bir işim var halleder halletmez size yetişirim o küçükken seni çok sever, hiç kucağından indirmezdi. Karşısında seni görünce epey mutlu olacaktır.

 

Selma,

 

–Peki anne hemen çıkıyorum demiş?

 

Annesi,

 

–Senin giysilerini ona tarif ettim parkın girişinde bulunan sağdaki ilk masada otur o parka varınca seni bulacak.

 

Selma,

 

– Tamam, anne tamam anladım.

 

İş yerinden izin alarak parka giden genç kız çok kısa bir yürüyüşten sonra parka varmış ve annesinin tarif etmiş olduğu, girişteki ilk sağ masaya doğru yürümüş, masanın bir ucunda köylü  bir kadın ile genç bir kız oturuyordu, bir an orada oturup oturmamak konusunda tereddüt  etmiş olsada, Annesinin isteği üzerine mecburen orada oturmak zorunda kaldı.

 

Kendi kendine şu annemin arkadaşı çabucak gelseydi bari diye düşünürken masanın diğer ucunda oturmakta olan hanımefendi, çekingen bir şekilde,

 

– Affedersin kızım size bir şey sorabilir miyim? Diye seslenince,

 

Selma,

 

–Biraz öfkeli bir şekilde ne var, para mı isteyeceksiniz yoksa adres mi soracaksınız!

 

Selma’nın bu tavrı karşısında şaşıran kadın, sesinin tonunu dahada düşürerek;

 

– Hayır kızım, sen beni yanlış anladın galiba ben sana başka bir şey soracaktım.

 

Selma yine aynı sertlikle,

 

–Sizin gibi okumamış hayatı bilmez cahiller ya adres sorar, ya da para ister. Diyerek gururlu ve mütevazi olan köylü kadının kızaran yüzüne aldırış etmemiş bile,

 

Tam o sırada şık ve lüks giyimli bir bayanın parka girdiğini gören Selma oh be geldi işte diyerek ayağa kalkıp kadına doğru bakmaya başlamış ama o kadın başka tarafa yönelince onun olmadığını anlayarak somurtkan bir şekilde geri oturmuş.

 

Bir an masanın diğer tarafına bakan Selma köylü kadının gözlerinden yaşların süzüldüğünü görünce köylü kadın gözyaşlarını saklamak için başını öteki tarafa çevirince, Selma kadının boynundaki büyükçe bir yanık izi olduğunu fark etmiş,

 

–Bak ne kadar kolay ağlayabiliyorsun ağlamaya başla gelen giden sana para verir ama benden metelik çıkmaz anladın mı diye hakaret edince;

 

Köylü kadın dayanamayarak

 

–Sen insanları bilmeden kendin aklınca yargılıyorsun ve bilgisiz diyerek hakaret ediyorsun. Beni tanımıyorsun bile ne cahilliğimi gördün kızımın yanında bana o kadar hakaret ettin!

 

Selma,

 

– Vaybe edebiyat yapmasını da  biliyormuş.

 

Köylü Kadın,

 

– Bak kızım anladım sen üniversiteyi bitirmiş ve kitaplardan bir şeyler öğrenmiş olabilirsin ama insanlık bakımından nasibini almamışsın, ben buraya kızım okusun diye geldim fakat seni görünce onu okutmaktan vazgeçtim diyerek kızının kolundan tuttuğu gibi oradan uzaklaştı.

 

Çok geçmeden masaya güzel giyimli bir kadın müsaade isteyerek oturdu, tamda  o sırada annesinin de parka girdiğini görünce, annesine doğru giden Selma’ya,

 

– Merhaba kızım, hani Zeynep teyzen gelmedi mi nerede?

 

– Şu masada oturan hanımefendi değil mi?

 

Annesi,

 

-Hayır, o değil,

 

Selma,

 

– Hay Allah! Seni ona iyice tarif etmiştim giydiğin elbisenin rengine kadar ama niye gelmedi ki yanında genç bir kızda olacaktı boynunda bir yanık izi vardı,

 

O an Selma bir an durakladı,

 

-Genç bir kız ve boynunda bir yanık izi mi?

 

–Annesi evet dedi

 

Selma,

 

–Anne!  Biliyorsun biz kültürlü insanlarız, senin köylü biriyle  arkadaş olman mümkün değil?

 

Annesi,

 

–Köyde yaşayan insanlara verilen bir isimdir, köylü olmak ve o şekilde giyinmek küçümsenecek bir şey değil ki!

 

Selma,

 

–Of anne ya sende beni kalkıp köylü birini karşılamaya gönderiyorsun aramızda çok kötü şeyler geçti.

 

Annesi,

 

–Kızım, zamanında maddi olarak epey bir sıkışmıştık hatta seni okutacak gücüm yoktu tamda o zamanlar bize kol kanaat gelen Zeynep teyzendi, o olmasaydı sende okuyamazdın, birde seni ölümden o kurtardı biz onun için ne yaparsak da ona olan borcumuzu ödeyemeyiz. O gün gelir sana bir işim düşerse o zaman kapınızı çalarım demişti ve işte bu gün kapımızı çaldı.

 

Selma,

 

-Benim hayatımı mı kurtardı, derdi neymiş peki?

 

– Yanındaki kızı okutmamızı istiyor.

 

Annesi

 

-Kızım, sen daha bebekken evimiz köydeydi o an kışın elektrikler kesilmiş mum ışığında oturuyorduk bir ara ben mutfağa gidince şiddetli rüzgarın etkisiyle açılan cam mumu yere düşürmüş ve evimiz yanmaya başlamıştı o an ikimiz dışında kimsede evde yoktu.

 

Alevler baya artınca mutfaktan su taşıyarak yangını söndürmeye çalıştım ama söndürmeyi başaramayınca seni beşikten almak için odaya dalmak üzereydim ki kafama odunun düşmesi sonucu kısa bir süre baygınlık geçirmişim tamda o esnada yardıma koşan Zeynep teyzen odaya dalarak seni kucakladığı gibi dışarı çıkarmıştı ve vücudunun yarısı yanmıştı işte o günleri asla unutmam, o yanıklar yüzünden çok acı çekti deyinde.

 

Selma elini başının arasına koyarak ağlamaya başladı biran olsun kendimi kaybettim kendimi farklı gördüm ama hata yapmışım ne olur beni Zeynep teyzenin yanına götür onun ellerini öpüp beni affetmesi için yalvarayım artık hiçbir insanı görünüşü dolayısıyla yargılamayacağım önemli olan insanların dış görünüşleri değilmiş halbuki ben insanları dış görünüşüne göre sınıflandırıyormuşum, çok üzgünüm anne beni affedin demiş.

Yorumlar
Bu yazıya yorum yapan ilk kişi sen ol.

2 Yorum

248 Hikayeler

3 Üye

18 Ziyaretçi